RÖPORTAJLAR
MAKALELER
YAZAR HAKKINDA
DİĞER SİTELER
SUNUMLAR
DERGİLER


Kuran Mealini Buradan Dinleyebilirsiniz


Hz. İsa Gelecek
ALLAH HER İNSANA ÇOK YAKINDIR
ALLAH İLE YAKIN BAĞLANTI NASIL KURULUR
ALLAH'A YAKINLAŞMAK İÇİN VESİLE ARAMAK
GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNMEK İNSANI ALLAH'A YAKINLAŞTIRIR
ALLAH'IN DETAYDA YARATTIĞI SANATI GÖREBİLMEK
ALLAH'A "YAKİN" OLMAK
ALLAH'IN MÜMİNLERİ YAKIN TAKİBİ
ALLAH KENDİSİNE YAKIN OLAN KULLARINI MÜJDELER



Büyütülmüş bir göz resmi, bir kelebek kanadındaki yanar döner renkler, yakından dikkatlice bakıldığında kişinin iman etmesine vesile olabilir. Detaylarda Allah'ın müthiş yaratma sanatını görmek mümkündür. Yakından bakılan herşey, Allah'a "yakin"liğimizi sağlar.

Kuran Meali Kuran Fihristi Allah'ın İsimleri Kuran Mucizeleri Belgeseller
 

 

ALLAH'A "YAKİN" OLMAK

 Detaylarda saklanan mucizevi yapıları görebilmesi, kişinin, Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edip, O'na yakınlaşmasını sağlar. İnsan gözündeki mükemmellik, bir kelebek kanadındaki yanar döner renkler ve genelleme dahi yapılamayacak kadar çok sayıdaki nimet, kişinin iman etmesine vesile olabilecek mucizevi detaylar içerir. Rahatsız olduğumuz için öldürmeye kalktığımız bir böcekte dahi yakından bakıldığında hayranlık uyandıran ayrıntılar gizlidir. Parmak izi de, dışarıdan bakıldığında insan için hiçbirşey ifade etmez. Ancak her insanın aynı gibi görünen parmak izlerine yakından baktığımızda, her bir diğerinden tamamen farklı olan muhteşem tasarımlara şahit oluruz.Rabbimiz'in eşsiz sanatıyla yaratmış olduğu her detay, imana vesile olan ya da imanı artıran muhteşem görüntülere sahiptir. Kısacası, Allah'ın yaratma sanatındaki detaylar, Allah'a "yakin"; olmamızı sağlar. Rabbimiz'in üstün yaratma sanatıyla detaylandırdığı bazı güzellikleri yakından inceleyelim: 

İNSAN GÖZÜNDEKİ MUCİZE DETAYLAR

Gözleriniz olmasaydı bir rengin, bir şeklin, bir manzaranın, bir insan yüzünün, güzellik denen kavramın nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman hayalinizde canlandıramazdınız. Fakat gözleriniz var ve bu sayede etrafınızı görüyor, şu anda da bu yazıyı okuyorsunuz. Bunun ne kadar büyük bir mucize olduğu, çoğu insan gibi belki bugüne kadar sizin de aklınıza gelmemişti.

Tıpkı parmak izleri gibi, her insanın irisi üzerindeki izler de, diğer bir insanın irisi üzerindeki izlerden farklıdır. Bu farklılığın nedenleri; bağ dokusundan oluşan ağ, temel doku lifleri, kirpiksi yumurtalar, kasılma izleri, damarlar, halkalar, renk ve lekelerdir.

Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanın her birinin gözü farklı yapıdadır. Hatta her ne kadar çok benzeseler de aynı insana ait iki kahverengi göz, hiçbir zaman birbirlerinin aynısı değildir.
 Dış dünyadaki ışık parçacıkları, gözünüzün önündeki şeffaf kornea tabakasından, sonra iris denen çember şeklindeki dokudan, daha sonra da odaklama yapan mercekten geçiyor ve gözün arka tarafındaki retinaya düşüyor. Retina, organik hücrelerden oluşmasına rağmen, üzerine düşen bu görüntüyü, dünyanın en hızlı bilgisayar işlemcisinden çok daha hızlı bir biçimde yorumlayarak "bilgi"ye yani elektrik sinyallerine dönüştürüyor. Retina hücreleri arasındaki organizasyon, en karmaşık elektronik devrelerden bile daha gelişmiştir. Elektrik sinyalleri haline gelen görüntü, sinirler aracılığıyla beyindeki görme merkezine iletiliyor. Bu merkezdeki hücreler ise, bu bilgiyi yeniden yorumlayarak tekrar görüntü haline getiriyor.

Gözün mükemmel yapısı, elbette burada özetlediğimizden çok daha fazla detaya sahip. örneğin mercek, ışınları retina üzerine odaklarken, sürekli olarak kalınlığını ayarlıyor. Bu "otomatik odaklama" sistemi sayesinde, 20 cm uzaktaki elinize baktıktan hemen sonra, 100 m uzaklıktaki bir ağaca bakabiliyor ve anında net bir görüntü elde edebiliyorsunuz.


Eğer merceğin böyle bir özelliği (ve bu iş için etrafına yerleştirilmiş onlarca minik kas) olmasaydı, sadece belirli bir mesafedeki cisimleri net görebilecektiniz. Daha uzak ve daha yakındaki maddeler ise her zaman çok bulanık görünecekti. Kısacası, göz, "otomatik odaklama" özelliğine sahip olan -ve son 10 yıl içinde geliştirilen- modern kameraların yaptığı işi, milyonlarca yıldır yapıyor. üstelik hiçbir kamera göz kadar kusursuz odaklama yapamıyor.

Gözün parçalarından biri olan iris dokusu ise daha farklı bir ayarlamayı üstlenmiş durumda. İris, gözünüze rengini veren doku, ama asıl işlevi göze girecek ışık miktarını belirlemek. Biraz loş bir ortama girdiğinizde, iris hemen genişliyor ve ortasındaki "göz bebeği" büyüyerek retinaya daha fazla ışık girmesini sağlıyor. Güneşe çıktığınızda ise tam tersi gerçekleşiyor ve iris, kamaşmayı en aza indirmek için, çok hızlı bir biçimde daralıyor. Eğer iris böyle bir işleve sahip olmasıydı, sadece belirli bir ışıkta etrafı iyi görebilirdiniz. Biraz daha loş bir ortam zifiri karanlık haline gelir, biraz daha aydınlıkta gözleriniz tamamen kamaşırdı.


Göz Kapakları

Göz kapakları, gözün korunması için yaratılmış olan en önemli parçalardan birisidir. Göz kapaklarının görevi, göz küresini korumakla birlikte "kornea"yı her an belli bir nem oranında tutmaktır. Göz kapaklarının iç kısmında bulunan damarlar, uykuda oksijen alamayan gözün dış tabakasını beslerler.

Herkes gün içinde hiç farkında olmadan binlerce kez gözlerini kırpar. Bu hareket istem dışı olarak yapılır ve bu sayede gözler yoğun ışık temasından ve yabancı maddelerden korunur. Bu işlemin hiçbir çaba sarf etmeden yapılması da çoğu insanın farkında olmadığı bir nimettir.


Göz Bebeği

Göze giren ışık miktarı, göz bebeği açıklığının derecesine göre yaklaşık 30 kat değişebilir. örneğin bir flaş patlaması ile 0,1 saniyede yapılacak değişim sonucunda göz bebeği hemen ayarlanıp ışığı kırar.


Elbette tüm bu saydıklarımız gözde çok üstün bir "tasarım" olduğunu ispatlamaktadır. Bu öyle bir sistemdir ki, tek bir parçası, örneğin sadece gözyaşı bezleri ya da korneanın şeffaflığı olmasa, göz hiçbir işe yaramaz. Yani, gözün işlev görmesi için bütün temel parçalarının (yaklaşık 40 ayrı dokunun) aynı anda, gereken yerde, gereken işlev ve yapıda olması gerekir. Bu denli kompleks bir tasarımın "evrim"le, yani bir rastlantılar zinciriyle oluşması ise elbette ki imkansızdır. Açık olan gerçek, gözün üstün bir aklın eseri olduğudur. Bu Rabbimiz'in benzeri olmayan aklıdır. Allah, insanlara yol gösterici olarak indirdiği kitabında şöyle bildirir:

"Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi." (Nahl Suresi, 78) 


En Mükemmel Göz Damlası: Gözyaşı

Çoğu insanın, "yalnızca ağlandığında akan tuzlu su" zannettiği gözyaşı, durumdan duruma değişen yapısıyla son derece özel bir sıvıdır.

Gözyaşının ilk görevi gözü mikroplara karşı korumaktır. İçinde bulunan "lizozom" enzimi birçok bakteri türünü parçalayabilme ve mikrop öldürme özelliğine sahiptir. Lizozom sayesinde göz, enfeksiyonlardan korunur. Bu madde, binaları mikroplardan temizlemek için kullanılan kuvvetli bir dezenfektan olan "fenik asit"ten bile daha etkilidir. Bu kadar güçlü olduğu halde bu enzimin göze hiçbir zarar vermemesi büyük bir mucizedir.


İçinde böyle son derece güçlü bir dezenfektan bulunan gözyaşı, gözün kimyasal yapısına en uygun şekilde yaratılmıştır. Bu yağlama-nemlendirme sistemi sayesinde gözünüz kurumaz. Eğer bu sistem var olmasa ya da eksik çalışsaydı, o zaman göz ile göz kapağı arasında sürekli bir sürtünme olur, gözünüz birkaç dakika içinde kurur, göz kapaklarınız yapışır ve oldukça acılı bir süreç sonucunda kör olurdunuz.

 

PARMAK İZİNDEKİ OLAĞANÜSTÜ DETAY

İnsanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar çok sayıda insan yaşamıştır. Allah milyarlarca çift göz, milyarlarca değişik parmak izi, milyarlarca farklı cilt dokusu, milyarlarca değişik insan tipi yaratmıştır.

1. Parmak izi, parmakların son eklemi ve uç kısmındaki kıvrımların meydana getirdiği bir izdir. İnsan vücudunun dış derisinde bulunan her kıvrımda ter gözenekleri vardır. Bunların her biri iç deriye kadar uzanır. Her gözenek orada çiviye benzeyen ve Papila denen iki sıralı çıkıntılarla iç deriye sanki çivi atmış gibidir. Bu sebeple dış deri hasara uğrasa, hatta tamamiyle dökülse bile, bu Papilalar yine de parmak izinin tespiti için yeterlidirler. Yine, yeni çıkan derilerdeki izler de eskisinin aynısı olurlar. Fakat iç deride bulunan papilalar tamamiyle kaybolursa o zaman parmak izini tespit etmek mümkün olmaz; zira bu durumda parmak içi kıvrımları tamamen kaybolmaktadır.

2. Tek yumurta ikizleri de dahil olmak üzere, her insanın parmak izi kendine özeldir. Başka bir deyişle, insanların parmak uçlarında kimlikleri şifrelenmiştir. Bu şifreleme sistemini, günümüzde kullanılmakta olan barkod sistemine benzetmek de mümkündür.

3. Parmak izi doğumdan önce cenin üzerinde son şeklini alır ve kalıcı yara olması dışında ömür boyu sabit kalır. İşte bu nedenle parmak izi, herkese özel çok önemli bir "kimlik kartı" sayılmakta ve parmak izi bilimi ise insanlar tarafından yanılmaz kimlik tespit yöntemi olarak kullanılmaktadır. Parmak izinin bu özelliği ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfedilmiştir. Ondan önce, insanlar parmak izini hiçbir özelliği ve anlamı olmayan çizgiler olarak görmüştür.

4. Parmak izindeki şekiller ve detaylar, tamamen kişiye özeldir. Şu an dünya üzerinde yaşayan ve tarih boyunca yaşamış olan tüm insanların parmak izleri birbirinden farklıdır. Dahası, aynı DNA dizilimine sahip tek yumurta ikizleri dahi farklı parmak izine sahiptirler.

5. Parmak izi sisteminin bulunuşu çok eski tarihlere dayanır. Eski literatürde parmak izi konusunda bazı kayıtlar varsa da bu kayıtlarda parmak izinin kullanılması konusunda herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. İlk olarak Nehemiah Grew (1684), Marcello Malpighi (1686) ve j. E. Purkinie (1823) gibi anatomistler insanların parmaklarındaki kıvrımların bazı özelliklere sahip olduğuna dikkat çekmişlerdir.

6. Bugün kullanılan ve Henry Sistemi olarak bilinen parmak izi sistemine göre parmak izinde, beş genel biçim kabul edilir: sol halka, sağ halka, yay, çadırımsı yay ve dairesel. Bu tipler genel olarak A,T,R,U,W harfleriyle ifade edilirler.

7. Benzer bir parmak izi usulünü de Vucetich geliştirmiştir. Vucetich; dört temel parmak izi kabul etmiştir: Yay, iç ilmik (sola yatık ilmik), dış ilmik (sağa yatık ilmik) ve demet. Henry Faulds ve Vucetich dışında da bazı yazarlar parmak izi konusunda çalışmışlarsa da bunlar bir-iki ülke tarafından kabul edilmiştir. Henry Faulds ve Vucetich sistemi ise dünyanın birçok ülkesi tarafından kabul edilmiştir.

8. Parmak izi ile kimlik saptama sistemi (AFS) teknolojisi, son 25 yıldır çeşitli polis teşkilatlarında geçerliliği ispatlanmış, yasal olarak onaylanmış bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Günümüzde geniş kapsamlı kimlik tespiti çalışmalarında parmak izi kadar isabetli sonuç veren bir teknoloji bulunmamaktadır. Parmak iziyle kimlik tespiti 100 yıldan fazladır hukuki süreçlerde kullanılmaktadır ve uluslararası geçerliliğe sahiptir.

9. A. A. Moenssens, Fingerprint Techniques (Parmak İzi Teknikleri) adlı kitabında parmak izinin her insana özel oluşunu şu şekilde değerlendirmiştir: "Şimdiye dek farklı parmaklardaki iki parmak izinden hiçbirinin birbiriyle aynı olduğuna rastlanmamıştır.

10. Kuran'da parmak izlerinin ancak çağımızda fark edilen özelliğine ve önemine dikkat çekilmektedir. Bir ayette, insanları ölümden sonra diriltmenin Allah için çok kolay olduğu anlatılırken, insanların özellikle parmak uçlarına dikkat çekilir:

"Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz." (Kıyamet Suresi, 4) 

SİNEK GÖZÜNDEKİ DETAYLI TASARIM

 Sinek, saniyede 500 kere çırptığı kanatları ve müthiş uçma yeteneği ile bir yaratılış harikasıdır. Onu önemli kılan bir diğer özelliği ise, müthiş komplekslikte binlerce merceği olan gözleridir. Bir sinek, başının sağ ve sol taraflarında 4000'er ayrı bölme bulunan, toplam 8000 bölmeli petek gözlere sahiptir. Bu 8000 bölmenin her birinde, görüntüyü farklı açılardan gören birer mercek vardır. Sinek bir çiçeğe baktığında çiçeğin tüm görüntüsü, sineğin sahip olduğu 8000 ayrı mercekte ayrı ayrı belirir. Sineğin beynine ulaşan bu farklı görüntüler, bir yap-boz oyunundaki parçaların birleşmesi gibi birleşirler. Bu binlerce farklı parçanın birleşmesi sonucunda ise sinek için anlamlı bir çiçek görüntüsü oluşur. (How Come? Planet Earth, Kathy Wollard, Workman Publishing, New York, 1999, sf. 116)

Sinek son derece küçük bir canlıdır. Gözlerinde binlerce mercek bulunması, gördüklerini anlamlı hale getirecek bir beyin sistemine sahip olması olağanüstü bir durumdur. Bizler ancak bu canlıyı incelediğimizde bu bilgiye sahip oluruz. Oysa yeryüzündeki tüm sinekler, yaratıldıkları ilk andan itibaren bu mükemmel yapıya sahiptirler. Çünkü onlar da, yeryüzündeki canlıların tümü gibi, Allah'ın yarattığı birer mucizedirler; araştırıp inceledikçe insanı hayrete düşüren eşsiz yaratılış harikalarıdırlar.  www.evrimteorisi.info  

Sadece birkaç milimetrelik bir alan içine 8000 tane mercek yerleştirebilecek ve bunların her birine görme yeteneği verebilecek bilgi ve teknoloji günümüzde mevcut değildir. Bunların ışığı algılamasını sağlayacak ve bu algıyı mükemmel bir şekilde görülür hale getirecek bir sinir sistemini oluşturmak ise imkansızdır. Sahip olduğu üstün bilgi ve tecrübeye rağmen insanın bir benzerini meydana getiremediği bu mükemmel yapının tesadüflerle ortaya çıktığı iddiasının bir inandırıcılığı olabilir mi? Elbette böyle bir şey mümkün olamaz. Tesadüfler, bu canlının sahip olduğu 8000 mercekten sadece bir tanesini, hatta bu mercekleri oluşturan sayısız hücrenin tek bir proteinini bile oluşturamazlar. Her varlığı mükemmel detaylarla yaratan, küçücük bir sinekte olağanüstü bir donanım var eden ve insanlara bunları anlayıp düşünmeleri için akıl ve vicdan veren, varlıkların tümünü her an gören ve her an gözeten Yüce Allah'tır.

"Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de." (Hac Suresi, 73)




YENGECİN PERİSKOPA BENZEYEN GÖZLERİ

 

 

TAVUS KUŞUNUN YELPAZESİNDEKİ MUHTEŞEM DETAYLAR

 1- Erkek tavus kuşunda her yıl yenilenen yaklaşık 200 kuyruk tüyü vardır.

2- Tüylerden 170 kadarı göz şeklindedir, bunlar 'göz tüyü' olarak adlandırılır. Kalan 30 tüy ise yelpazeye son derece estetik bir dış sınır çizen 't tüyleri'dir.

 

 3- Tavus kuşları kuyruk tüylerini sergilerken ortaya çıkan yelpazede göz tüylerinin oldukça düzenli bir yayılım gösterdiği, t ve göz tüylerinin de mikroskobik ölçüde çok kompleks bir yapıya sahip oldukları görülür. Gözlerin her biri görünür vaziyettedir, çünkü yelpazede ön sırada kısa tüyler, arka sırada uzun tüyler yerleştirilmiştir.

4- Bir tavus kuşunun tüyündeki bu göz alıcı renklerin bir özelliği, görüş açısına göre değişmeleridir. Burada renkler pigmentlerle (hayvan veya bitki dokularına renk veren madde) değil, ince-film adı verilen ve barbüllerde gerçekleşen optik (görme ve gözle ilgili) bir etki sayesinde ortaya çıkar. www.tuymucizesi.com

5- Barbüller kuş tüyleri üzerindeki en ince yapılardır ve ancak mikroskop altında görünürler. Bir tavus kuşu tüyü üzerinde çok sayıda tüycük bulunur ve her bir tüycük üzerinde de yaklaşık bir milyon barbül vardır. Tavus kuşunun göz tüyü üzerindeki barbüller, bronz, mavi, koyu mor ve yeşil renklerde görünürler.

6- Barbüllerde ortaya çıkan ince-film etkisi, üç keratin tabakada gerçekleşir. Bu etki, üç tabakada aynı anda gerçekleşir ve ortaya değişik renkler çıkar. Keratin tabakaların belli bir rengi üretmesi ancak son derece ince olmaları sayesinde mümkün olur. Keratin tabakaların kalınlığı milimetrenin sadece yirmi binde biri kadardır ve bu, en parlak rengi üretmede 'optimal' kalınlıktır. Çünkü tabaka kalınlığı, gözle görülebilir ışığın dalga boyunu geçmemelidir.

 

Görüldüğü gibi tavus kuşu tüyündeki düzen son derece komplekstir ve şuuru olmayan bir tavus kuşunun bu düzeni kendi kendine akledip vücuduna yerleştirmesi mümkün değildir. Tavus kuşu tüylerindeki bu düzeni sağlayan ve onlardan harika desenler çıkaran Yüce Allah'tır. Rabbimiz'in hayranlık uyandıran yaratma sanatı bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmiştir:

"Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir."; (Nur Suresi, 45)

KELEBEK KANADINDAKİ MUCİZEVİ RENKLER

Kelebek Kanatlarındaki Renk üretimi

Kelebek kanatlarındaki rengi üreten iki temel mekanizma vardır. Biri alışılmış renkler diyebileceğimiz renkleri, diğeri ise mükemmel yanardöner renkleri meydana getirir.

Alışılmış renkler belirli dalga boylarını emen ve diğerlerini yansıtan kimyasal pigmentlerin varlığına bağlıdır. örneğin bitki yaprakları "klorofil pigmenti"; nedeniyle yeşildir, havuç "karoten"; ismi verilen pigmentin varlığı nedeniyle turuncudur. İnsan derisinin ve saçının farklı renklerde olmasının sebebi ise "melanin"; pigmentidir. www.isikverenksanati.com


Yanardöner renkler ise pigmentlerle meydana gelmez. Kanatlardaki fotonik yapıların sonucudur.

Bazı kelebekler, her iki mekanizmayı kullanarak üstün bir ışık teknolojisiyle renk yaymaktadırlar. Bunlardan biri olan Afrika çatalkuyruklu kelebeği, 30 milyon yıldan beri görenlerde hayranlık uyandıracak şekilde renk yayar. Bu kelebek türünde son derece detaylı bir ışık teknolojisi vardır. Kelebeğin kanadı yüz binlerce ufak pullardan oluşur. Pulların içinde flüoresan pigmentleri vardır. Bu pigmentler, UV dalgaları emerler ve bunu mavi-yeşil renk olarak geri verirler. UV, görünür ışığın dışında olan bir dalga türüdür. örneğin karanlık bir odada UV'ye maruz bırakılan bu kelebeklerin mavi-yeşil renkte ışıldadığı görülür.

Yüce Allah kelebekteki ışığın verimli bir şekilde geri verilmesi için de mükemmel bir sistem yaratmıştır. Kelebekteki renk pigmentlerinin altında katmanlarla kaplı bir bölüm vardır. Bu katmanlardan oluşan yapı, son derece özel bir "ayna görevi"; görür. Ancak bu bildiğimiz aynalardan farklıdır. Aynalar, üzerine düşen ışığın hepsini geri çevirirken kelebekteki bu katman, yalnız istenen dalga boylarını geri döndürür. Bu da kelebekte yüksek kaliteye sahip renkli bir görünüme sebep olur. Bu katmanlı yapı fizikte "Dağıtılmış Bragg Yansıtıcısı"; olarak adlandırılır.


Kelebeklerde Renk Kalitesinin Bu Derece Yüksek Olmasını Sağlayan 3 Ana Etken

  1. 'si flüoresan pigmentleridir. Bu, dışarıdan UV emip istenilen aralıkta ışığı geri verir.
  2. 'si pigmentlerin altında kalan Dağıtılmış Bragg Yansıtıcısıdır. Bu yansıtıcı, pigmentlerden dağılan ışığı olması gereken yöne geri çevirir.

  1. 'sü pigmentlerin üstünde olan içi boş hava silindirlerinden oluşan Fotonik Kristalli bölümdür. Bu da ışığın kelebeğin kanadının içinde hapsolmasını ve kenarlara yayılmasını engelleyip, hedefe doğru yönlendirir.


Kelebekteki Fotonik Kristal Yapı

Tüm bunlardan farklı olarak renk oluşumunu sağlayan başka bir detay daha vardır. Bu detay, geri döndürülen ışığın kenarlara yayılmasını ve kelebeğin içinde kalmasını engelleyen ek yapıdır. İşte bu yapılar "fotonik kristaller";dir. www.kelebekmucizesi.com

İçi boş hava silindirlerinden oluşan fotonik kristaller, ışığın dağılmasını önler ve ışığı belli bir doğrultuda yönlendirmek için teknolojide kullanılır.

Kelebeklerdeki fotonik kristal yapılar da böyledir. Pigmentlerin üst kısmındadırlar. Pigmentlerden gelen ve pigment altındaki aynalardan geri yansıtılan ışıklar, fotonik kristaller sayesinde kelebeğin içinde dağılmadan dışarı verilir.

Fotonik kristalleri oluşturan düzgün dağılmış içi boş silindirlerin yönleri çok özeldir. Bu kristaller yayılan ışığı kelebekten dışa yönlendirecek şekilde yerleştirilmişlerdir. Bu yerleşim ise, ışığın kanatlarda hapsolmasını engeller.

Silindirlerin düzgün dağılımı ve eş yönlü olmaları da son derece önemlidir. Bir geçit töreninde hareket eden tüm askerlerin aynı anda ayak ve kollarını hareket ettirmesi gibi emir almışcasına uyumlu hareket eden fotonik kristaller de, kusursuz bir yaratılış delilini gözler önüne sererler.

Bir kelebek türü olan Ancyluris melibous'un renkleri, kanatlarındaki çok katlı fotonik kristaller sayesinde en küçük kanat hareketleriyle bile değişmektedir. Çünkü kanatlarındaki çok katmanlı fotonik kristallerin yerleşimi farklı açılarda farklı renkleri yansıtacak şekildedir.


       KELEBEK KANADINDAKİ PULLAR

Kelebeğin pigmentlerinin altında bulunan ayna görevini gören bölüm de çok özeldir. Evinize bir ayna yerleştirdiğinizde elbette ki bunu görüş açısı en uygun yere koyarsınız. Kelebekteki ayna da bir amaç doğrultusunda oraya yerleştirilmiştir. Konulacağı pek çok pozisyon ve yön vardır. Ancak kelebekteki yeri, pigmentlerden yayılan ışığı kanatlardan dışa geri yansıtacak şekildedir. Başka hiçbir pozisyon ve yön bu kadar uygun olamaz. Ayrıca bu, belli aralıklarda dalga boylarındaki ışığı geri yansıtan çok özel bir aynadır ve aynanın geri yansıttığı dalga boyu da tam pigmentlerden çıkan dalga boyuyla aynıdır. Ancak kelebek bütün bu hesapları nereden bilmektedir?

Sonuç: "…Herşeyi 'Sapasağlam ve Yerli Yerinde Yapan' Allah'ın Sanatı (yapısı)dır (bu)…"; (Neml Suresi, 88)

Bütün bu detaylar elbette ki apaçık bir yaratılışın delilleridir. Kelebek oldukça küçük boyutta bir böcek türüdür. Kanadındaki göz alıcı yanardöner renkleri, fotonik kristalleri, ışık oyunlarını, muhteşem desenleri meydana getirecek estetik görüşe ve teknik bilgiye, bu bilgi ve birikimi değerlendirecek bir akla ve şuura sahip değildir. Kanatlardaki yapıların özenle, muhteşem desenleri meydana getirecek şekilde ve fotonların teknik özelliklerine uygun olarak, insan gözünün algılayabileceği biçimde dizilmesininse, kör tesadüflerin bir sonucu olduğunu iddia etmek akıl ve mantık dışı olacaktır. Akıl sahibi her insanın kabul edeceği gibi, kelebeklerin kanatlarında üstün bir ilim kullanılarak meydana getirilmiş sanat, alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ın Sani (Sanatçı, nihayetsiz güzellikleri sanatının içinde yaratan) sıfatının tecellilerinden yalnızca biridir.

"Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır. " (Nahl Suresi, 13)

BÖCEKLERDEKİ ÜSTÜN DETAYLAR

Ayaklar

Çok basit bir canlı olarak görülen karıncaların ayaklarını inceleyen bilim adamları hem mükemmel bir tasarımla, hem de robot üreticilerine ilham verecek bir sistemle karşılaştılar. Massachusetts üniversitesi biyologlarından Elizabeth Brainerd ve ekibi, Harvard ve Würzburg üniversiteleri ile ortak olarak, karıncaların ve arıların nasıl olup da tavan gibi yüzeylerde ters ve dikey olarak yürüdüklerini araştırmış ve ilginç sonuçlara ulaşmışlardır. Cam yüzeylerde hızla ilerleyen arılar ve karıncalar kameraya çekilmiş ve bu böceklerin ayaklarında bulunan yapışkan organların diğer canlılardan farklı olduğu ortaya çıkmıştır. örnek olarak bir tür kertenkele türü olan geko verilmiştir. Gekoların ayaklarındaki yapışkan yastıklar her adımın sonunda yapıştığı yüzeyden sıyrılmaktadır. www.bocekmucizesi.com

Bu ise yavaş ve statik bir harekete yol açmaktadır. Böceklerin sahip oldukları sistem ise çok daha dinamik bir yapı sergilemektedir. Brainerd bu konuda şu yorumları yapmaktadır:

";Karıncaların ve arıların ayakları hayret verici bir şekilde kompleks yapılardır. Mikroskopla incelendiğinde, her bir ayak boğanın boynuzlarına benzeyen bir çift pençeye sahiptir, bu pençelerin arasında yerleşmiş olarak, arolium adı verilen yapışkan ayak yastıkları vardır. Böcek bir yüzeyde koştuğu zaman pençeler yüzeyi yakalamaya çalışıyorlar. Eğer pençeler yüzeyi yakalayamazsa geri çekiliyorlar ve devreye yapışkan yastıklar giriyor. Ayak yastığı hızla açılıyor ve kanla şişiyor ve pençelerin arasından çıkarak yapışkan yastığın yüzeye yapışmasını sağlıyor. Daha sonra sönüyor ve geri katlanıyor. Bütün bu işlem sadece saniyenin on veya yüzde biri kadar bir sürede tamamlanıyor ve böcek hızla ilerlerken, şimşek gibi, her adımda tekrarlanıyor. Ayrıca ayak yastığı, ıslak bir kağıt parçasının pencere camına yapışması gibi, böceklerin yumuşak yüzeylere yapışmasını sağlayan bir sıvı salgılar.";

Araştırmacılar pençelerin hareketini kontrol eden tendonların sadece pençelerin geri çekilmesinden değil, ayak yastığını hareket ettirmekten de sorumlu olduğunu bulmuşlardır. Bu sistem, mekanik ve hidrolik sistemlerin birleşmesiyle oluşmuş mükemmel bir tasarımdır. Robot üreticileri bu sistemi taklit ederek tıpta kullanılacak küçük robotların üretimi üzerinde çalışmaktadırlar.

Tarafsız düşünebilen mantıklı her insan, herhangi bir tesadüfi olayın, değil mükemmel yapıdaki kompleks sistemleri oluşturmak, aksine onu bozup yıkıma uğratacağını bilir. Bu gerçek apaçık ortadadır. Böceklerdeki üstün nitelikteki bu sistemleri yaratan, her detayı düzenleyen, şekil ve suret veren, onları her an kontrolü altında tutup gözetleyen, alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'tır.

Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, Biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup-sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hamde layık olandır. (Nisa Suresi, 131)


Antenler

Böceklerin antenleri de özel bir tasarım sergiler. Bu canlılar çevrelerinde olup biten olaylardan antenleri sayesinde haberdar olurlar. Haberleşmek için kullandıkları kimyasallar antenler tarafından yakalanır ve analiz edilir. Antenler kimi zaman dokungaç olarak değerlendirilse de asıl görevleri, böceğe hassas bir koku duyusu sağlamaktır. Antenin üzerinde çok sayıda koku siniri sıralanmıştır. Bu sayede böcek yiyecekleri koklar, karşı cinse ait, feromon adı verilen kimyasal habercileri veya koku taşıyan molekülleri tespit eder. Bu antenler karınca, balarısı gibi böceklerde, kimlik belirleme ve kimyasal iletişim için de kullanılır. Bu canlılar karşı tarafa antenleriyle dokunarak aldıkları kimyasal sinyalleri analiz eder ve karşı tarafın dost mu yoksa düşman mı olduğunu tespit ederler. Sivrisinekler, antenleriyle sesleri de yakalayabilirler. Ayrıca antenler estetik bir görüntünün oluşmasında da önemli bir role sahiptirler.


İnsan, tek bir örnekteki detaylara bakarak Allah'ın büyüklüğünü görebilir, O'nu takdir edebilir. Tüm nimetleri, tüm varlıkları, yerde ve gökte olan her şeyi yaratanın Allah olduğunu anlayıp idrak edebilir. Bunun için sahip olduğu tek bir özellik, görüp incelediği tek bir şey üzerinde düşünmesi yeterlidir. İnsana düşen, kendisine verilmiş delilleri mutlaka görmesi ve Allah'ın yerde ve gökte bulunan tüm varlıklar üzerindeki hakimiyetini takdir etmesidir.

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)

 

YAPRAKTAKİ DETAY

Elinize tek bir yaprak alın ve ona dikkatlice bakın. Bu yaprak, müthiş kapsamlı kimyasal işlemler sonucunda "fotosentez" yapar. Bir başka deyişle, insanların günümüzde laboratuvarlarda başaramadıkları bir işlemi saniyeler içinde başarır. Küçük bir yaprağın büyük bir sükunetle gerçekleştirdiği bu kimyasal işlem, insanın yeryüzünde yaşamını sürdürebilmesinin başlıca sebeplerinden biridir.

Bu yaprağın sadece 1 milimetre karesinde 500 bin adet klorofil bulunur. Bir başka deyişle, fotosentez için gerekli olan ve yine insanların hiçbir şekilde laboratuvarlarda elde edemedikleri muhteşem molekül, bu yaprağın içinde milyonlarcadır. Eğer klorofil molekülünü inceleyebilme imkanı olsaydı, daha fazla detay karşımıza çıkardı. Klorofilin içindeki işlemin hızı saniyenin on milyonda biri kadardır. Yani, yapraktaki suya ulaşan ışığın, atomaltı parçacıkları harekete geçirmesi ve onların yörüngelerini değiştirmelerini sağlaması gibi karmaşık bir işlem, her saniye on milyon kere tekrarlanmaktadır. üstelik bu işlem her klorofil molekülünde ayrı ayrı gerçekleşmektedir.

Bir gün Allah'ın dilemesiyle klorofil molekülleri, söz konusu işlemleri yapmayı durdursalar veya bitkiye ulaşan ışığın dalga boyu fotosentez yapmaya uygun olmasa, yeryüzüne oksijen sağlayabilecek başka bir kaynak bulabilme imkanı yoktur. Bitkiler fotosentez yapmasa, insan ve hayvanların solunumundan dolayı ortaya çıkan aşırı karbondioksiti tekrar oksijene dönüştürecek başka bir yol yoktur. Yeryüzündeki yaşamı sürdürebilmek için bir klorofil molekülünün tesadüflerin eseri olarak meydana gelip havayı temizlemesini ve besin oluşturmasını beklemek kuşkusuz mantıksız olacaktır. Çünkü böylesine karmaşık bir sistemin tesadüflerle oluşması imkansızdır. www.detaysanati.com

Bir bitkinin karbondioksit soluyup oksijen açığa çıkarabilecek üstün bir yeteneğe sahip olması, büyük bir mucizedir. Bu olağanüstü sistem, alemlerin Rabbi olan Allah'ın büyük bir nimeti, hayranlık uyandırıcı bir eseridir.

Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (Araf Suresi, 58)